Bir Çırpıda Giresun

0
266

Yeşilin ve mavinin kolkola girdiği, 4 mevsimin aynı gün içinde yaşanabildiği Giresun’da beyazın en saf  tonunu görecek, tarih ile doğanın iç içe geçtiği mekanlarda keyifli geziler yapacaksınız.

Küresel ısınma ile birlikte önümüzdeki 10 yıllı süreçte turizm cenneti olmaya aday olan Giresun, özellikle yayla turizminin geliştiği bir şehir. Yaylalarının yanı sıra plajları, otantik sokakları, tarihi mekanları ve geleneksel yaşamı ile görenleri kendine hayran bırakıyor.

ilyas koser4

Giresun Müzeleri:  18. yy’da yapılan ve içinde antik eserler, taş kabartmalar, eski tarihlerde kullanılan silah, giysi ve para örnekleri sergilenen Giresun Müzesi (Gogora Kilisesi) de görebileceğiniz bir müze.

Giresun Kaleleri: Şehre hakim tepeler üzerine kurulu Giresun kaleleri geziniz sırasında gezmenizi önerdiğimiz mekanlar arasında yer alıyor. Giresun Kalesi, Bedrama Kalesi, Tirebolu Kalesi , Andoz Kalesi ve Şebinkarahisar Kalesihem eşsiz manzaraları hem de tarihi önemi ile görülmeye değer yapılardan.

giresungeceGiresun Yaylaları: Giresun yayla turizminin en geliştiği illerden biri Karadeniz’de. Onlarca yaylası bulunan Giresun’da özellikle bahar ve yaz aylarında yaylaları gezmek eşsiz bir keyif verecek sizlere. Giresun’da görmenizi önerdiğimiz yaylalar ise Paşakonağı Yaylası, Gölyanı Yaylası, Sis Dağı Yaylası, Kulakkaya Yaylası, Bektaş Yaylası ve Kümbet Yaylası.

Giresun Adası: Giresun’un turistik noktalarından biri de Karadeniz’in iki adasından biri olan Giresun Adası. Adada doğal güzelliklerin yanı sıra sur kalıntıları, kuleler ve manastırlar da bulunuyor. Limandan kalkan teknelerle günübirlik olarak Giresun Adası’na gidebilirsiniz.

giresungundogumu1

Giresun Plajları: Yaz aylarında Giresun’da bulunacaksanız Giresun Plajlarını keşfetmenizi ve Karadeniz’in tadını çıkarmanızı öneriyoruz.

Giresun Kalesi : Giresun Kalesi; Giresun’un gezilebilecek tarihi mekânlarındandır. Kalede çeşitli etkinlikler de düzenlenmektedir.

Giresun Kalesi kentin kuzeyindeki yarım adanın kente hakim tepesi üzerinde yer almaktadır. Kalenin günümüze kadar gelebilen kalıntıları merkez kule ve ona bağlı güneydeki sur duvarlarıdır. Sur duvarlarının tabanındaki dikdörtgen büyük blok taşlardan yapılmış bölümü, surların ve kalenin Helenistik ve Roma Dönemi’ne kadar gittiği izlenimini vermektedir.

Antik kaynaklarda “Bronz Duvarlı Kale” olarak anlatılan Giresun kalesi, muhtemelen Pontus Kralı Pharnakes-1 zamanında yapılmıştır. Trabzon Rum İmparatorluğu’nun 1300’lü yıllarda Türklere karşı en son sınır kalelerinden birisidir. Bu nedenle 1301 yıllarında Trabzon Rum İmparatoru Alexius-II tarafından tamir ettirilmiştir. Kalenin denize hakim oluşu ve ticaret yollarının birleştiği noktada bulunuşu kıyı kontrollü amaçlı askeri bir yapı olduğunu göstermektedir. Kalenin en yüksek mevkisinde Atatürk’ün kişisel muhafızı Topal Osmanağa’nın mezarı, Denize bakan kuzey yamacında ise Şehitlik ve Hacı Bektaşi Veli hazretlerinin müridi Kurbande’nin türbesi bulunmaktadır.

tirebolukalesi

Tirebolu Kalesi: Tirebolu Kalesi, Tirebolu’nun deniz kıyısında, yüksek bir kayalık üzerinde bulunan kaledir.

Tirebolu kenti, Miletoslular tarafından kurulmuş, kent bu adı üç şehir anlamına gelen Tripolis’ten almıştır.

Bir görüşe göre kent bu adı yan yana bulanan üç burun üzerine kurulu olmasından, diğer bir görüşe göre ise Sen-Jan Kalesi, Bedrama Kalesi ve Andoz Kalesi isimli üç kaleden dolayı almıştır.

Sen Jan Kalesi veya Tirebolu Kalesi, kentin merkezinde denize doğru uzanan yarımadanın üzerinde yer almakta. Deniz içerisindeki doğal bir kaya üzerine kurulan kale, MÖ 15. YY da yapıldığı düşünülmektedir. Tek giriş kapısı bulunan kalenin sur duvarlarını dışarıdan aralıklarla yapılmış payandadan kuleleri desteklemektedir. Kalenin ön tarafında topçu kuleleri ve 1 adet tarihi bilinmeyen bir top bulunmaktadır. Kale içinde Osmanlı dönemine ait mezar taşları da bulunmaktadır. Bu mezar taşları, çevrede bir okulun mezarlığa yapılması sırasında oradan kaldırılarak kale içine taşınmıştır.

bedrama

Bedrama Kalesi: Bedrama Kalesi, Tirebolu, Giresun-Gümüşhane karayolu üzerinde, Örenkaya ve Karaahmetli köyleri sınırlarında bulunan, tamamen yerli kayalar üzerine kurulmuş olan bir kaledir.

Tirebolu’dan yaklaşık 8 km uzaklıkta, yüksek bir kayalık üzerinde yerleşim yeri oldukça büyük olan bir kaledir. Etrafındaki sur duvarlarından çok azı günümüze kadar kalabilmiştir. Kalenin üzerinde parkı vardır. Fırını, odaları, şarap/su küpleri, şavaşırken kullanılan tüfek yerleri, mavzer mermileri, harebe olan 20 civarında merdiveni vardır. Kalenin gerçek kapısı araştırılmadığından ziyaretçiler kendilerine göre patika yoldan çıkmaktadırlar.

Kale kapısı ve tamamen yıkılan kaleden çok az sur duvarı geriye kalmıştır. Kaleye uzaktan bakıldığında tamamen tabii kayalık gibi görünmesine rağmen Harşit Vadisi’ni en iyi kontrol altıda bulunduran bir konuma sahiptir.

Kale, Venedikliler ve Cenevizliler’den sonra,Kürtün Çepni Beyi Melik Ahmet Bey tarafından ilk olarak Türkler’e kazandırılmıştır. Ruslar, en son Karaahmetli Köyü’nü işgal ettikten sonra Harşit Çayı’nı geçemedikleri için Bedrama Kalesi’nden Çatalarmut Tepesi’ndeki Türklerle savaşmışlardır. Ruslar bu dönemde Karaahmetli Köyü’ndeki evlerde de kalmışlardır bu evlerden halen ayakta olanlar vardır.

kilise

Giresun Müzesi (Gogora Kilisesi): Giresun’un 18. yüzyıl eserlerinden biri olan Gogora Kilisesi, 1923 yılına kadar işlevselliğini korumuş olup, daha sonrasında bir süre boş kalmış, 1948-1967 yılları arasında ise cezaevi olarak kullanılmıştır.

Kilise 1988 yılında müze olarak düzenlenmiştir. Giresun Müzesi olarak hizmet veren kiliseyi gezerek hem tarihi bir ibadet mekanına şahit olursunuz hem de şehrin birçok yerinde yapılan kazı çalışmaları sırasında gün yüzüne çıkmış kalıntıları görme şansını yakalarsınız.

Giresun Müzesi’nde Tunç çağından Hititlere, Hellenistik dönemden Roma’ya, Bizans’a ve Osmanlı dönemine ait birçok eser bulunmakta. Silahlar, giysiler, taş kabartmalar, para örnekleri ve daha birçok tarihi parçayı göreceğiniz Giresun Müzesi, Merkez ilçedeki Sokakbaşı mevkii’nde bulunmakta.

 

Seyyid Vakkas Türbesi: Fatih Sultan Mehmet döneminde Giresun’un alınmasında yararlılıkları görülen uç beyi Seyid Vakkas’a ait olan türbe, olayın vuku bulduğu 15. yüzyılda değil 19. yüzyılda yapılmıştır.

seyyidvakkasturbesi

Hacı Miktat Camisi Giresun: Camideki 3 yazıttan 1661 tarihli olandan caminin Hacı Miktad Ağa’nın vakfı, 1864 tarihli yazıttan Hacı Çalık Kapudan’ın hayratı olduğu anlaşılmaktadır. 1889 tarihli yazıtta ise camiyi Hacı İsmail Efendi’nin tekrar inşa ettirdiği ortaya çıkmıştır.

hacimiktat

Giresun Kale Camisi: Mimari açıdan değeri çok yüksek olan bir camidir. Camide iki tane yazıt vardır, 1830 tarihli yazıtta Dizdarzade Emetullah Hanım’ın camiyi yaptırdığını, 1911 tarihli yazıttaysa da Sarı Mahmutzade EI-Hac Mustafa Efendi tarafından caminin yeniden inşa ettirildiğini öğreniyoruz.

kalecami

Hacı Hüseyin Camisi: Çobanoğlu Hacı Hüseyin tarafından 1594 yılında inşa ettirilmiştir. Giresun’da gezilecek yerler listenize Hacı Hüseyin camisini de eklemenizi tavsiye ederiz.

Giresun Plajları: Yaz aylarını Karadeniz’in sularında dinlenerek geçirmek istiyorsanız Giresun’un deniz kıyısı boyunca sıralanan plajlarını tercih edebilirsiniz.

12717958_10153552751408458_3422482860375613347_n

Karadeniz Sahil Otoyolu yapımı sırasında sayıları azalmasına karşın, otoyol yapımı bitmesiyle birlikte tekrar eski güzelliğine kavuşan Merkez’de ki plajlar haricinde Keşap-Espiye Arasında Uluburun, Giresun-Bulancak arasında Ofran ve Tirebolu girişinde yer alan Yılgın Plajları muhteşem suyu ve temiz havası ile sizleri beklemektedir.

Paşakonağı Yaylası: Giresun’un yeşil alanlarından birini gözler önüne seren Paşakonağı Yaylası, Bulancak ilçe sınırları içerisindeki Kovanlık beldesinde yer almaktadır.

Yayla, hem temiz havasıyla dinlendirecek hem de sahip olduğu güzelliklerle fotoğraf makinenize yansıyacak noktalardan biridir aynı zamanda. Paşakonağı Yaylası’nın turistler tarafından sürekli ziyaret edilmesinin en önemli sebepleri arasında mor, beyaz ve sarı açalyalar ile içerisinde yer alan vadilerdeki şelalelere sahip olmasıdır.

Paşakonağı Yaylası, her köşesinde farklı bir güzelliğe şahit olmanızı sağlayacağı için şehirde yapacağınız en güzel gezilerden biri olacak.

Gölyanı Yaylası: Doğu Karadeniz’in benzersiz manzaralarından birini sunar Gölyanı Yaylası. Giresun’un Yağlıdere ilçesine 51 kilometre uzaklıkta olan yayla, tabiatı koruma alanı olarak ilan edilmiştir.

Yeni nesillere de ulaşabilmesi için çalışmalar yapılan bölgede yapılaşma yasağı getirilmiştir. İçindeki küçük gölü, yeşillik alanlarıyla muhteşem bir uyum içerisinde olup; sıcak yaz aylarında yöre halkının sürekli olarak kullandığı bölgelerden biridir.

Gölyanı Yaylası, Karadeniz turuna çıkan turistlerin de mutlaka ziyaret ettiği yerler arasındadır .Eğer Giresun’a bir seyahat planınız varsa ve bu seyahatinizi yaz aylarındaysa Gölyanı Yaylası’nın oksijen dolu havasına ve muhteşem doğasına mutlaka şahit olmalısınız.

Sis Dağı Yaylası: Türkiye’nin benzersiz coğrafyasında bulunur Sis Dağı Yaylası. Karadeniz’in unutulmayan doğasının bir parçası durumundadır ve Trabzon-Giresun il sınırında kendine yer edinmiştir.

Turizm açısından oldukça da önemlidir. Yıl içerisinde Karadeniz’i ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan Sis Dağı Yaylası, her yıl temmuz ayında şenlikleriyle eğlendirir insanları. Birçok köy ve obadan gelenlerin birlikte kutladığı Sis Dağı Şenlikleri, temmuz ayının 3. Cumartesi günü gerçekleştirilir. Aynı zamanda bu bölge C statüsünde Milli Park olarak kabul edilmiştir. Giresun ili Görele ilçesinin en büyük dağı olan Aladağ’ın yüksek kesimlerinde kalan Sis Dağı Yaylası keşiflerle dolu bir yolculuğa sizleri davet ediyor. Karadeniz’in en güzel parçalarından olan bu bölge güzelliğiyle izleri büyüleyecek.

Kulakkaya Yaylası: Karadeniz’in benzersin havasına ve güzelliğine eşlik eder Kulakkaya Yaylası. İlginç bir doğal güzelliği olan yayla,Giresun il merkezine 45 kilometre uzaklıktadır. Bölgenin en çok ziyaret edilen noktalarından biri olma özelliğini de hala korumaktadır.

Kümbet Yaylası ve Bektaş Yaylası’yla karşılaştırıldığında; Kulakkaya Yaylası’nın rakımı daha düşüktür ve mevsimler uzun yaşanır. Aynı zamanda kolay ulaşımı sayesinde günübirlik geziler için oldukça elverişlidir ve çok ziyaret almasının sebebi de bu duruma bağlıdır.

Giresun gezinize Kulakkaya Yaylası’nı ekleyip, muhteşem bir doğanın içinde unutamayacağınız saatler geçirebilirsiniz. Bu arada fotoğraf makinenizle adım attığınız her güzelliği fotoğraflamayı unutmayın.

Bektaş Yaylası: Bektaş Yaylası Resmi olarak Giresun’un Dereli ilçesine bağlı olmasına rağmen Bulancak ilçesi halkı tarafından da kullanılmakta ve Kulakkaya Yaylası, Melikli Obası Yaylası, Kurttepe mevkii ve Alçakbel Orman İçi Piknik Alanı’nın bir araya gelmesi ile oluşan bütüne verilen addır. Bektaş ismi Hacı Bektaşi Veli hazretlerinin müridleri Türkmen Çepni’ler tararafından onun hatırasına hürmeten verilmiştir.

Bektaş Yaylası 2100 metre yükseklikte, Giresun il merkezine (en kısa yoldan) 56 km uzaklıktadır. Giresun Merkez Batlama , Bulancak ve Dereli yollarından yaylaya asfalt yollardan çıkılabilir. Doğa yürüyüşleri yapanlar için çok uygun parkurlar bulunmaktadır. Yörede uzun yıllardır elektrik, su ve telefon gibi altyapı hizmetleri vardır. Yaz aylarında (genelde yerli) birçok turist çeken yaylada, 80 yatak kapasiteli, iki yıldızlı bir de otel vardır. Yeni turistik tesisler de yapılmaktadır. Ayrıca doğu karadenizin nüfus olarak en büyük yaylalarından biridir.

Kurttepe mevkiinde kayak yapmaya uygun doğal alan vardır. Yaylanın havası ve suları çok soğuktur. Yaz aylarında bile soba yakmak bir zorunluluktur. Yağış mevsiminde hava genelde sislidir fakat havanın açık olduğu zamanlarda oluşan doğa harikası vadilere çöken bulutlar inanılmaz güzel manzaralar yaratır. 30 Haziran 1 Temmuz tarihlerinde yaylanın geleneksel hâle gelmiş şenliği civar halkın yoğun katılımıyla kutlanır. Yaylada haraketlenme karların erimeye başladığı Nisan aylarında başlar ve yaklaşık Kasım ayına kadar yerleşme vardır. Yoğun kar yağışının olduğu kış aylarında yaylada devletin görevlendirdiği bekçi ve birkaç meraklıdan başka hiç kimse yaşamaz. Tüm ulaşım yollarının karla kapalı olduğu bu dönemde yaylaya ulaşmak bir hayli zordur.

Kümbet Yaylası: Giresun’un en popüler yerleri arasındadır Kümbet Yaylası. İl merkezine 60 kilometre uzaklıktadır ve önemli turizm alanlarından biridir.

İki şekilde ulaşabilirsiniz Kümbet Yaylası’na. Giresun-Dereli’den sonra Güdül- Yüceköy üzerinden 60 kilometre sonra gidebilir ya da Şebinkarahisar yolundan gidip İkisu-Uzundere üzerinden ulaşabilirsiniz. Burada gün içerisinde mangal keyfi yapabilirsiniz. Gür ormanlarla ve çiçeklerle bezenmiş olan Kümbet Yaylası aynı zamanda şenliklerde yapılmaktadır. Çevre yaylalardan gelen halk ve obalarda bulunan aileler gelir şenliklere. Kümbet Yaylası şenlikleri her sene Temmuz ayının ilk hafta sonunda yapılır. Giresun’daki gezinize Kümbet Yaylası’nı dahil ederek bol oksijenli bir ortamda yeni yerler keşfedebilirsiniz.

Giresun Adası: Giresun Adası,  Karadeniz’de bulunan insan yaşamına müsait tek ada konumundadır. Giresun Adası kıyıdan 1.6 km açıkta olup, 40.000 metrekare alana sahiptir. Adada özellikle Akdeniz defnesi ve Yalancı Akasya başta olmak üzere 71 tür doğal otsu ve odunsu bitki türü bulunmuktadır. Sonradan 10 adet ağaç türü daha ilave edilmiştir. Karadeniz’de Karabatak ve martıların doğal olarak ürediği ada aynı zamanda göçmen kuşların uğrak ve dinlenme yeridir. Hakkında birçok efsaneler anlatılan, Amazonların ve birçok kavmin yaşadığı adada mitolojik çağlara ait birçok kalıntı bulunmaktadır. İkinci derece sit alanıdır. Yaz mevsiminde yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan ada günübirlik ziyaret edilerek piknik yapılmaktadır.

Giresun Adası ile ilgili olarak birtakım efsaneler anlatılmaktadır. Tarihi kaynaklar Amazon kraliçelerinin savaş tanrısı Ares adına tapınak yaptırdıklarını ve Sinop Piskoposu Agias Phokas’ın manastırı olduğundan söz etmektedir. Adada Alexius II zamanında yapılan sur kalıntıları, kuleler, manastır (iç kale), tarihi pişmiş toprak fıçılar ve bazı yapı temelleri bulunuyor. Sit alanı olan ada koruma altında. Adaya yazın Giresun limanından tekne turları düzenleniyor. Cenevizliler ve Venedikliler tarafından gemi sığınağı olarak uzun süre kullanılan adanın şu anki sahipleri yabani göçmen kuşlar, karabataklar ve martılar. Adada bulunan Hamza Taşı ana tanrıça Kybele’yi temsil eden, sacayak gibi 3 ayak üzerine oturmuş bir taş. Ocak (aile) kültürünü temsil ediyor. Kutsal taş 4 bin yıllık geçmişi ile dini inançlar gereği yaşlılar için umut veren ve mistik güç kaynağı olan dilek taşı. Her yıl 20 Mayıs’ta Uluslararası Aksu Festivali’nde düzenlenen ve soyun sürdürülmesi inancıyla yapılan sacayaktan geçme geleneği, adanın etrafının dolaşılmasıyla tamamlanıyor. Ada turu Hamza Taşı’ndan başlayıp yine orada son buluyor.

 

 

 

 

 

YORUM YOK

CEVAP VER

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.